ENERJİ PİYASASINDA REKABETİ KISITLAYICIBİR DAVRANIŞ: COĞRAFİ BÖLGE PAYLAŞIMI

AN ANTI-COMPETITIVE BEHAVIOUR IN THE

ENERGY MARKET: GEOGRAPHIC MARKET SHARE

Ceren ŞİMŞEK**, Yağmur YÜRÜKOĞLU*

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi

ÖZET

Şüphesiz dünyanın en hızlı gelişen sektörlerinden biri enerji sektörüdür. Özellikle jeopolitik konumu gereği Türkiye, enerji sektörü bağlamında çok önemli bir pazar konumuna gelerek yatırımcıların ilgi odağı olmuştur. Bu nedenle enerji piyasasıyla ilgili yapılan düzenlemeler ve denetlemeler de son yıllarda giderek artmaktadır. Bu çalışmada, enerji sektöründe rekabetçi piyasa koşullarıyla ilgili genel bir bakış sunularak, “pazar” kavramı yakından incelenir. Ayrıca teşebbüslerin birtakım davranışları ve aralarında yapmış olduğu bazı anlaşmalar tanımlanıp, bu anlaşmalar doğrultusunda rekabeti kısıtlayıcı teşebbüs davranışlarından "coğrafi pazar paylaşımı" olarak nitelendirilen bölge paylaşımı ve bu paylaşımın hukuki boyutu üzerinde durulmaktadır. Son olarak coğrafi pazar paylaşımına ilişkin anlaşmalara örnekler verilerek konunun somutlaştırılması amaçlanmıştır.

Anahtar kelimeler: enerji piyasası, rekabet, anlaşma, coğrafi pazar paylaşımı

ABSTRACT

Undoubtedly energy sector one of the fastest-growing sectors in the world. The Turkish Republic has become an important market for financiers in the context of “energy sector” resulting from its geopolitical position. Due to this reason, regulations and controls on to energy market are increasing regularly. In this article, the concept of “market” has been closely analyzed in the perspective of competitive market conditions of the energy sector. Besides, the enterprise’s certain behaviours and agreements they made has been explained. In the light of these agreements, dwelled on one of the anti-competitive undertaking behaviours area sharing which is specified as “geographic market share” and legal dimension of these sharings. In conclusion, aimed for objectifying the subject with" geographic market share" related agreements.

Key Words: energy market, competitive, agreement, geographic market share

REKABETÇİ PİYASA DÜZLEMİNDE ENERJİ SEKTÖRÜ

Toplumların geçmişten günümüze geçirdiği değişimler ve bilhassa Sanayi Devrimi sonrasında enerji, tüm dünyanın gözbebeği haline gelmiştir. Özellikle son yıllarda insanlığın en önemli yaşam kaynaklarından biri olarak nitelendirilen enerji, birçok savaş, çatışma ve devlet politikasının konusu olma rolünü de üstlenir. Nitekim dünya bakımından bu denli önemli olan enerji rezervlerinin belirli bölgelerde toplanması devletlerin çıkar çatışmalarına sebep olmuş, bunun sonucunda ise devletler haklarını korumak ve kendilerini güvence altına almak amacıyla hukuk kurallarına başvurmuşlardır. Bu durum, daha çok yeni bir hukuk dalı olarak karşımıza çıkan enerji hukukunun doğmasının temel sebeplerinden biri olarak gösterilebilir. Ayrıca başlarda kamunun tekelinde olan enerji sektörünün, değişen ekonomi koşullarıyla birlikte serbest piyasaya yüzünü dönmesi “pazar” kavramını ortaya çıkarmış; rekabet ortamına zemin hazırlamıştır. Bu gelişmelerin ardından, tüketicilere avantajlı hizmetin piyasa koşullarının rekabetçi olmasıyla sağlanacağı göz önünde tutularak sektörde “Ayrıştırma Prensibi” benimsenip rekabetçi piyasanın önü açılmak istenir. Bu durum ise yine tüketiciyi korumak maksadıyla belirli sınırlandırılmaların ve rekabet hukukuna ilişkin kuralların, her sektörde olduğu gibi enerji sektöründe de uygulanmasını gerektirmektedir. Nitekim Rekabet Kurumu da Elektrik Satış ve Perakende Satış Sektör Araştırması’nın (Sektör Araştırması) bitmesinin ardından, enerji sektörünün yaygın alanlarından biri olan elektrik piyasasındaki tedarik pazarlarına ilişkin çalışmalarını daha da artırarak 2015 yılından sonra vermiş olduğu çeşitli kararlarla da enerji sektöründeki rekabetçi piyasayı düzenlenme niteliği taşıyan tespitlerde bulunmuştur.

COĞRAFİ PAZARIN TANIMI VE SINIRININ BELİRLENMESİ

Rekabetin korunmasının bir amaç haline geldiği hukuk düzenlemelerinde, piyasanın sınırlarının belirli olması önemli bir noktadır. Bu sonuç 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesinden çıkarılmaktadır. Piyasa ve pazar terimleri her ne kadar kavramları karşılıyor gibi görünse de sınır belirliliği açısından ilgili pazar ve ilgili piyasa terimlerinin kullanılması çok daha yerinde olacaktır. Rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaları örneklemek için yine aynı maddede eşit durumdaki kişilere ayrımcılık yapmak, rakiplerin piyasaya girmelerinin engellenmesi, piyasada mal ve hizmet arzının belirlenmesi veya talep miktarının kontrol edilmesi ve özellikle bizim de üzerinde durduğumuz pazar paylaşımı yapmak gibi örnekler verilmiştir ancak belirtmeliyiz ki, bunlar sınırlı sayıda değildir. Pazar paylaşımında teşebbüslerin ülkeyi bölgelere ayırmak suretiyle birbirlerinin bölgelerine girmemeyi taahhüt etmeleri coğrafi pazar paylaşımıdır ve bu paylaşım rekabet hukuku düzleminde yasak bir işlem konumundadır.

İlgili pazar, rekabet normuna muhatap her bir teşebbüsün faaliyet konusuyla ve faaliyet gösterdiği yer (mekân) ile ilgisi olan pazardır. [1] Ürün ve mekân unsurları bir bütünlük teşkil etse de konumuz gereği ilgili pazarda üzerinde duracağımız unsur faaliyet gösterilen yer yani bölge olacaktır. İlgili coğrafi pazar tanımı 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ' de açıklanmıştır. Buna göre" ilgili coğrafi pazar, teşebbüslerin mal ve hizmetlerinin arz ve talebi konusunda faaliyet gösterdikleri rekabet koşullarının yeterli derecede homojen ve özellikle rekabet koşulları komşu bölgelerden hissedilir derecede farklı olduğu için bu bölgelerden kolayca ayrılabilen bölgelerdir.’’[2]

Coğrafi pazarın belirlenme safhasında birçok unsur göz önünde bulundurulur. Bunlar bölgenin sosyoekonomik ya da kültürel yapısı, tüketicinin tercih düzeyi, pazardaki pay oranı olabilirken bölgenin ulaşım imkanları gibi ikincil aktörler de olabilmektedir. Bu unsurların birbirine bağlı olmasının temel sebebi ise üretim, dağıtım ve tüketim aşamalarının bütüncül bir yapı sergilemesidir. İlgili coğrafi pazarlarda rekabeti korumak amacıyla teşebbüslerin gerçekleştirmiş olduğu davranışların incelenmesi gerekmektedir. Davranıştan anlaşılması gereken, 4054 sayılı Rekabet Kanununun ilk iki maddesinde açıkça belirtilip, " mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları" ve " ... rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışlar " olarak ifade edilmiştir.

REKABETİ SINIRLAYICI BAZI ANLAŞMALAR

Rekabet hukukundaki anlaşmalar bazı durumlarda rekabeti sınırlayıcı özellik gösterebilir. Anlaşmalar, teşebbüs birliği kararları ve uyumlu eylemler çok taraflı anlaşmaların alt başlıkları olarak kabul edilir. Uyumlu eylem (conscerted practise) basit bir tabirle " paralel davranışlar” olarak adlandırılmaktadır. Bu davranışlar sonucu rekabetin ihlal edilmesi söz konusudur. Rekabet hukukunda çokça bahsi geçen ve bu hukuk düzeninin temeli kabul edebileceğimiz anlaşmalar yatay anlaşmalar (horizontal agreement) ve dikey anlaşmalar (vertical agreement) olmak üzere ikiye ayrılır. Dikey anlaşmalar üretim sürecinin farklı safhalarında yer alan teşebbüsler arasında yapıldığından Per se (kendiliğinden)yasak değildir. Yatay anlaşmalar ise üretim sürecinin aynı safhasında yer alan rakip teşebbüslerin yapmış olduğu rekabeti kısıtlayıcı yönde yani Per se rekabeti bozucu konumunda olan anlaşmalardır. Rekabet Kanunu bağlamında sınırlamalar doğrudan ya da dolaylı biçimde gerçekleşebilmektedir. "Bu çerçevede X malının üretimini yapan A, B ve C isimli teşebbüsler arasında pazar paylaşımına ilişkin yatay anlaşma rekabeti doğrudan sınırlar..." [3]

COĞRAFİ PAZAR PAYLAŞIMINA YÖNELİK ANLAŞMALARIN HUKUKİ DURUMU

Yatay anlaşmalar iki kategoriye ayrılır. Bunlar iş birliği ve kartel anlaşmalarıdır. İş birliği anlaşmalarında rakipler bir araya gelerek bir anlaşma yapmaktadır ancak bu anlaşma rakiplerin rekabeti sınırlama amacı güttükleri bir anlaşma değildir. Kartel anlaşmalarında ise teşebbüslerin amacı rekabeti sınırlamaktır. Bu kapsamda değerlendirildiğinde, teşebbüslerin menfaatleri doğrultusunda, kendi aralarında rekabeti sınırlama amacını haiz bölge paylaşımına ilişkin yaptığı anlaşmaların da kartel anlaşması niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılır. Ayrıca önemli belirtmek gerekir ki T.C. Anayasası madde 167'de kartelleşmenin önlenmesi hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda belirtilenleri somutlaştırırsak, aynı bölgede faaliyet gösteren üç güneş enerjisi sistemleri şirketi bir arada bulunarak güneş panellerinin fiyat artırımı hususunda bir anlaşma yaparlarsa, yapılan bu anlaşma kartel anlaşmasıdır ve 4054 sayılı kanun gereğince yasaktır. Yine bu üç şirketin kendi aralarında bir anlaşma yaparak İstanbul, İzmir ve Antalya şehirlerini paylaşmaları ve birbirlerinin bölgelerine girmemeyi taahhüt etmeleri rekabeti kısıtlayıcı konumda bir anlaşma yapmaları demektir. Nitekim primer enerji kaynaklarından kömür ele alındığı takdirde ise Zonguldak'ta taş kömürü çıkaran üç firmanın Ege-Marmara- Karadeniz Bölgesi, İç Anadolu-Doğu Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu-Akdeniz Bölgesi olmak üzere ülkeyi bölümlere ayırarak birbirlerinin bölgesine kömür tedarik etmemek üzere anlaşması da enerji piyasasında rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşma olarak nitelendirilir.

Yukarıda örneklerde bulunulan anlaşmalar baz alınarak rakiplerin aralarında yapmış oldukları tüm anlaşmaların yasak olduğu sonucuna ulaşılmamalıdır. Bir anlaşma ya da uyumlu eylemin yasaklılığı için gereken nokta teşebbüslerin rekabeti sınırlayıcı amaç gütmeleri ve bu amaçla birlikte bir anlaşmaya varmalarıdır.

SONUÇ

Sürekli olarak değişim ve gelişim içinde olan enerji sektörüne ilişkin düzenlemeler, dünyadaki düzenlemeler doğrultusunda değişim gösterir. Ancak bu değişime rağmen, enerji piyasasında şeffaf ve ayrım gözetmeksizin dağıtım ve tedariki sağlamak her zaman asıl amaçlardan biri olmuştur. Bu amaç doğrultusunda değerlendirildiğinde, rekabetçi piyasalarda teşebbüslerin rekabete aykırı davranışlardan kaçınması özellikle enerji piyasası bağlamında büyük önem taşır. Rakiplerle olan ilişkilerde rekabeti kısıtlayıcı yöndeki her türlü anlaşma teklifi reddedilmelidir. Teşebbüslerin rakiplerle bir araya gelmesi risk oluşturacağından gerekçesiz bir arada bulunmalardan kaçınılmalı, eğer bir arada bulunmaları gerekiyorsa da “pazar” odaklı içeriklere yer verilmemelidir.


[1] Ateş, Mustafa; Rekabet Hukukuna Giriş, Adalet, 2019, s. 304 [2] https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=14354&MevzuatTur=98MevzuatTertip=5 [3] Ateş M., s.323

Kaynakça

Ateş, Mustafa; Rekabet Hukukuna Giriş, Adalet, 2019

Arkan, Sabih ; Haksız Rekabet ve Rekabetin Korunması Hakkında Kanun Hükümleri Arasındaki İlişki, Prof. Dr. Turgut Kalpsüz’ e Armağan, Ankara, 2003

Ekşioğlu Ebru; Sorularla (Kolaylaştırılmış) Rekabet Hukuku, Aristo, 2017

Elektrik Toptan Satış ve Perakende Satış Sektör Araştırması, Rekabet Kurumu, Ocak 2015

Eroğlu, Muzaffer; Enerji Sektöründe Ayrıştırma Uygulamaları (Unbundling in the Energy Sector), Rekabet Dergisi, 2010

Gürkaynak , Gönenç; Türk Rekabet Hukukunda Ayrımcı Uygulamaların Niteliğine ve Tabi Oldukları Hükümlere İlişkin Bir Değerlendirme, Rekabet Forumu: Sayı:33 Tarih:20 Nisan 2017

Rekabet El Kitabı, Rekabet Kurumu Yayını, Ankara, 2010

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=14354&MevzuatTur=98MevzuatTertip=5

129 görüntüleme0 yorum