İMAM NIKAHI SORUNU

Deniz Özmen

İrem Cansın Taner

Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem’in de daha önceden altını çizdiği üzere İslam dininde “dini nikah” diye bir tanımlama bulunmamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı Türk Medeni Kanunu uyarınca kıyılan resmi nikahı İslam perspektifinden de geçerlilik teşkil eden nikah olarak kabul etmiştir. Böylece bir imam ve şahitler huzurunda gerçekleşecek bir imam nikahı başlı başına geçerlilik teşkil etmez fakat TMK uyarınca benimsenen resmi nikah kıyıldıktan sonra, bir nevi çift dikiş isteyebilecek kişiler resmi nikah sonrasında imam nikahı da kıydırabilirler. Ayrıca Hristiyan ve Yahudi bireylerin de geleneksel olarak alışageldikleri kilisede veya sinagogda kıyılan nikahlar da hukuken onaylanan nikahlar değildir. Fakat resmi nikah sonrasında dileyenler yine kendi dini hürriyetleri çerçevesinde dini törenlerini gerçekleştirebilirler. Bir görüşe göre Hristiyanlık ve Yahudilik dinlerine mensup vatandaşlar bakımından bu durum eşitliğe aykırılık teşkil etmektedir. Fakat kanaatimizce ortada Anayasanın 10. Maddesinde benimsenen eşitlik ilkesi ile ters düşen bir durum bulunmamaktadır. Zira Medeni Kanun resmi nikah zorunluluğunu din ayırt etmeksizin ülkede yaşayan herkes bakımından zorunlu tutmuştur.

Müslüman Hristiyan ayrımı yapılmadan herkes bakımından resmi nikah zorunlu tutulup dileyenin dini tercihine göre kıymak istediği nikah konusunda bir özgürlük alanı tanımıştır. Resmi nikahın kıyılmadığı durumlarda evlilikten bahsedilemeyeceği gibi, farklı usullerle evlenen çiftlerin geçerli bir evliliği olmadığı için boşanmaları da mümkün değildir. Yani bu çiftler boşanamayacağı gibi boşanmanın getirdiği maddi tazminat ve nafaka gibi haklar üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmayacaktır. Fakat evlilik birliği tarafların ortak yaşam iradeleri üzerine kurulmuş ise tarafların bazı talepleri ileri sürme hakkı mevcuttur. İmam nikahıyla evlenmiş eşlerin manevi tazminat haklarıyla ilgili açık bir hüküm bulunmasa da Yargıtay içtihatlarında manevi tazminat hakkının mevcudiyetine ilişkin hükümler görülmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 1997/4-690 Esas, 1997/893 Karar) Suudi Arabistan’da hukuk genel olarak Kuran-ı Kerim’e dayanılarak oluşturulmuştur. Bunun yanında, hakimlerin içtihatları da bağlayıcıdır. Hakimlerin herhangi bir mezhebin görüşüne bağlı kalarak karar vermelerine olanak veren mevzuat bulunmamaktadır. Bununla birlikte, hakimlerin genelde Hanbeli mezhebine göre karar verdikleri görülmektedir. Suudi Arabistan’da resmi evlilik olduğu kadar gayrı resmi evlilik de yaygındır. Ancak yapılan gayrı resmi evliliklerin sonradan mahkemede tespit ve tescil edilmesi gerekmektedir. Suudi Arabistan’da sonradan yapılan tespit ve tescil işlemi “ispat işlemi” sayılmaktadır. Türk hukukunda ise imam nikahı ancak resmi nikah yapılması şartıyla mümkündür.

Türkiye’nin imam nikahı konusundaki geçmişi oldukça sancılıdır çünkü islam devleti olmanın getirdiklerinden olsa gerek dini nikahtan vazgeçmek oldukça zordu. Osmanlı devletinde dini nikahın yeri tartışılmaz bir öneme sahipti. Cumhuriyet döneminde üstüne en çok düşünülen konulardan olcaktı. Dini nikahtan vazgeçmek o kadar devrim niteliğindeki bir yenilik olacaktı ki, Mustafa Kemal ATATÜRK, ilk başta imam nikahına herhangi bir engel getirmedi. Öyle ki İsmet Bozdağ'ın ''Gazi ve Latife'' adlı kitabına göre, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Beyaz Köşk'te verdiği çay partisine, İzmir'in bazı ileri gelenleriyle, Paşa'nın arkadaşları ve Uşakızadelerin yakın akrabaları

çağrılmıştı. Bu çay partisi sıradan bir toplantı değildi. Atatürk’ün dünyaevine girdiği gündü. O zamanlar kimse imam nikahından başka evlenme yolu bilmiyordu. İzmir Kadısı da nikah için çağrıldığını, Başyaver'den öğrenmişti. (Prof. Dr. Yurdakul Yurdakul, Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar) Gerek mülga 743, gerekse halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda (TMK) resmi nikâh olmadan dini tören yapılması yasaklandı. TMK’daki bu yasağa aykırı eylemler, mülga 765 ve halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı TCK’da da suç sayılıp cezaya bağlanarak teminat

altına alınmıştır. Son olarak, Anayasa’nın 174. maddesinde de, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair kural getirildi. (AY 174)


KAYNAKÇA:

1. Yurdakul, Yurdakul. Atatürk'ten Hiç Yayınlanmamış Anılar. İstanbul: Truva Yayınlar, 2017

2. https://anayasa.gov.tr/tr/mevzuat/anayasa/

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 1997/4-690 Esas, 1997/893 Karar no, Karar Tarihi 5.11.1997.

4. h%ps://kulacoglu.av.tr/imam-nikahi-tazminat-hakki/

5. h%ps://dergipark.org.tr/tr/download/ar<cle-file/162791)

6. (h%p://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2015-121-1526)

169 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör