top of page

İnşaat Ruhsatları Açısından Kazanılmış Hak Konusunun İmar Hukuku Açısından İncelenmesi

Ali Kaan Karakaş

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Hukuk Fakültesi


A.    İnşaat Ruhsatlarının Hukuki Niteliği

Sözlükte izin, kolaylık, genişlik anlamına gelen ruhsat, (ruhsatname, ruhsatiye) imar mevzuatı açısından, yapılması kanunen izin almaya bağlı tutulan bir yapının yapılabilmesi için yetkili idareden izin verilmiş bulunduğunu gösteren belge anlamındadır. Kim tarafından, hangi ada v e parselde ne tür bir inşaat yapılmasına izin verildiğini ve bu maksatla ödenmesi gereken harç ve vergilerin de yatırılmış bulunduğunu gösteren bir belgedir. İzin işlemi, imar sınırları içindeki bir yapıyı ya da yapılmış bir yapı (bina) üzerindeki esaslı değişiklik, ek ve onarımları, imar hukuku kurallarınca önceden düzenlenmiş bulunan objektif kişilik dışı bir hukuki duruma soktuğu için maddi açıdan şart (durum=koşul) işlemdir. Zira, yapılara yapı ya da kullanma izni verilmesi işlemi ile sade inşaat ya da yapı önceden İmar kanunu ve yönetmelikleriyle belirlenmiş, genel ve kişilik dışı hukuksal bir duruma sokulmakta, söz konusu kuralların bunlara uygulanmasını sağlamakta, fakat, inşaat ya da yapı hakkında, gerçek anlamda yeni bir hukuki durum yaratılmamaktadır. Bu yönüyle de yapı ya da yapı kullanma izinlerinin geniş anlamda sübjektif işlemler olduğu söylenebilir. Yapı ruhsatı verilmesi ya da verilmemesi, yani yapı ruhsatı verilmesi isteminin reddedilmesi icrai ve sonuç doğuran bir işlemdir. Öte yandan, kotlu kroki verilmesi istemi, inşaat ruhsatı verilmesi istemini de içermez. Bu işlem idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli olan işlemlerdir. İmar durumu isteği yapı iznini de içerir. İdarelerin yapı ruhsatı verme işlemleri, idarenin kolluk alanındaki birel işlemleri arasında sayılmaktadır. Yapı ruhsatı verilmesiyle amaçlanan husus ise kamu düzeni ve kamu güvenliğini sağlamaktır. “Yapı izninin verilmemesi” işlemlerinin hepsi, imar yaptırımı değildir. “Yapı izninin verilmemesi” işleminin bir yaptırım olarak ortaya çıkabilmesi için ruhsatsız olarak yapıya başlanmış olması gerekir. Başlandıktan sonra eğer yapı ruhsatı verilmezse ret işleminin yaptırım yönü ortaya çıkar. Yoksa henüz yapılmaya başlanmamış yapılar için idarenin, yapı ruhsatı vermemesi işlemi, yaptırım özelliği olmayan bir ret işlemidir. Dolayısıyla ruhsatsız olarak başlanmış yapılar hakkındaki yapı ruhsatı verilmemesi işlemi, yapı üzerine uygulanan (ayni) imar yaptırımlarının bir ürünüdür. Bu yaptırımla, kişiler İmar Hukukuna uygun davranmaya zorlanmaktadır. İzin işlemi, imar XE “İmar” sınırları içindeki bir yapıyı ya da yapılmış bir yapı XE “Yapı” (bina XE “Bina”) üzerindeki esaslı değişiklik, ek ve onarımları, imar hukuku XE “İmar Hukuku” kurallarınca önceden düzenlenmiş bulunan objektif kişilik dışı bir hukuki duruma soktuğu için maddi açıdan şart (durum=koşul) işlemdir. Zira, yapılara yapı ya da kullanma izni verilmesi işlemi ile sade inşaat ya da yapı önceden İmar XE “İmar" kanunu ve yönetmelikleriyle belirlenmiş, genel ve kişilik dışı hukuksal bir duruma sokulmakta, söz konusu kuralların bunlara uygulanmasını sağlamakta, fakat, inşaat ya da yapı hakkı XE “Yapı Hakkı" nda, gerçek anlamda yeni bir hukuki durum yaratılmamaktadır. Bu yönüyle de yapı ya da yapı kullanma izinlerinin geniş anlamda sübjektif işlemler olduğu söylenebilir. Yapı XE “Yapı” ruhsatı verilmesi ya da verilmemesi, yani yapı XE “Yapı” ruhsatı verilmesi isteminin reddedilmesi icrai ve sonuç doğuran bir işlemdir. Öte yandan, kotlu kroki XE “Kroki” verilmesi istemi, inşaat ruhsatı verilmesi istemini de içermez. Bu işlem idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli olan işlemlerdir. İmar XE “İmar” durumu XE “İmar Durumu” isteği yapı iznini de içerir. İdarelerin yapı ruhsatı verme işlemleri, idarenin kolluk alanındaki birel işlemleri arasında sayılmaktadır. Yapı ruhsatı verilmesiyle amaçlanan husus ise kamu düzeni ve kamu güvenliğini sağlamaktır. “Yapı XE “Yapı” izninin verilmemesi” işlemlerinin hepsi, imar XE “İmar"  yaptırımı değildir. “Yapı izninin verilmemesi” işleminin bir yaptırım olarak ortaya çıkabilmesi için ruhsatsız olarak yapıya başlanmış olması gerekir. Başlandıktan sonra eğer yapı XE “Yapı” ruhsatı verilmezse ret işleminin yaptırım yönü ortaya çıkar. Yoksa henüz yapılmaya başlanmamış yapılar için idarenin, yapı ruhsatı vermemesi işlemi, yaptırım özelliği olmayan bir ret işlemidir. Dolayısıyla ruhsatsız olarak başlanmış yapılar hakkındaki yapı ruhsatı verilmemesi işlemi, yapı üzerine uygulanan (ayni) imar yaptırımlarının bir ürünüdür. Bu yaptırımla, kişiler İmar XE “İmar” Hukuku XE “İmar Hukuku" na uygun davranmaya zorlanmaktadır.


B.     İnşaat Ruhsatını Verecek Merci

Gerek İmar Kanunu’nda ve gerekse Belediye Kanunu’nda yapı ruhsatını (yapı iznini) kimin vereceği konusunda açık bir hüküm yer almamıştır. Ancak, ruhsat verme işlemi, “icraya ilişkin bir tasarruf” tur. Bu nedenle de bu tasarrufun, belediye idaresinin başı ve mümessili olan “belediye başkanı” tarafından yapılması, yani iznin belediye başkanı tarafından verilmesi gerekir. Aynı şekilde, hukuken geçerli nedenlerin varlığı halinde ruhsatın geri alınması ve iptali işlemlerini yapmaya da yine belediye başkanı yetkilidir. Belediye ve mücavir alanlar dışında inşaat ruhsatı Valiliklerce verilmektedir.


C.     Kazanılmış Hak Durumu

Yargıtay bir kararında kazanılmış hakkı, “yasalara uygun olarak gerçekleşen hak” olarak tanımlanmaktadır. Anayasa mahkemesi ise yakın tarihli bir kararında kazanılmış hak kavramını; “...kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş hak” olarak tanımlamıştır. İçtihatları Birleştirme Kurulu kararında ise “Gerek öğretide gerekse uygulamada, kişilerin hukuki statülerini belirlemiş ve buna dayalı olarak da yeni hukuki durumların ve hakların elde edilmesine neden olmuş, bir başka deyişle hukuki sonuçlarını yerine getirmiş olan durumların, artık geriye dönülmez, vazgeçilmez haklar olduğu, yani kazanılmış hak teşkil ettiği” vurgulanmıştır. Yine Danıştay 1. Daire bir kararında; “Kazanılmış haklar eski kanun yürürlükte iken kesin bir surette kazanılan yani hukukça korunmakta bulunan ve bir iddia haline gelen haklar” şeklinde tanımlanmış ve böylece zaman bakımından uygulama ilişkisine vurgu yapılmıştır. “Hukukun genel ilkelerinden olduğu kabul edilen “kazanılmış haklara saygı ilkesi”, Avrupa Topluluğu Adalet Divanı kararlarında “sübjektif hukuksal durumların değişmezliği” ve geriye yürümezlik ilkeleri ile kullanılmaktadır.” AB ülkelerinde kazanılmış hak kavramının daha geniş yorumlandığı görülmekte ve “haklı beklenti” sayılan hallerin varlığı da kimi durumlarda kabul edilmektedir. “Haklı beklenti, idarenin ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına (long-stand practice) güvenerek olsun, bireylerin bir çıkarları ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ya da edinebileceklerini ümit etmelerini ifade eder.” Danıştay 1. Daire’nin vermiş olduğu bir kararda da belirtildiği gibi; “Kazanılmış hakkın her olaya göre incelenmesi gerektiği başka bir anlatımla kazanılmış hak kavramının bir fonksiyonellik içerdiği doktrinde kabul edilmiş bulunmaktadır. Anayasa mahkemesi kararlarıyla Danıştay İçtihatlarında da kazanılmış hak kavramının konu ve kapsamının kesin sınırlarının çizilmediği ve her olaya göre, değişken olması göz önünde tutularak, konunun özelliğine göre değerlendirme yoluna gidildiği gözlenmektedir.”

Danıştay’a Göre İnşaat Ruhsatlarında Kazanılmış Hak Kişinin hatası, hilesi veya davacıya isnat edilebilecek bir kusur olmadan söz konusu inşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte olan imar planına uygun olarak inşa edilmek suretiyle kullanılabilir hale gelmiş ise, böyle bir yapı nedeniyle yapı kullanma izin belgesini de almış olan kişinin artık kazanılmış hakkı doğmuştur.


D.    Binanın Yıkılıp Yeniden Yapılmak İstenmesi Halinde Kazanılmış Hak

Yapıların doğal ömürlerini tamamlaması ya da yeni bir bina yapılması amacıyla mevcut binanın yıkılarak yeniden bir inşaat yapılmak istenmesi durumunda eğer imar planında değişiklik olmamış ise problem yoktur. Eğer imar planının aleyhe olarak değişmiş olması halinde yeni yapılacak binanın yürürlükteki imar planına göre yapılması gerekir. Eğer mevcut plandaki yapılaşma koşulları lehe olarak değişiklikler getirmiş ise bu lehe olan haklardan da yararlanılacaktır. Mevcut yapının yapıldığı dönemdeki imar planının yapılanma şartları açısından daha lehe olması halinde olabildiğince tadilat ruhsatı ile binanın yıkılmadan yenilenmesi çalışması yapılması faydalı olacaktır. Çünkü binanın tamamen yıkılması halinde daha küçük bir yapı yapılacağından mevcut yapının güçlendirilmesi yararlı olur. Özetli mevcut bir binanın yıkılarak yeniden yapılmak istenmesi halinde hâlihazırda olan yapı kadar inşaat hakkı kazanılmış hak değildir.


E.     İmar durumu (ÇAP) Belgesinin İptal Edilmesi Halinde Kazanılmış Hak

 İmar durumu ya da imar çapı terimi, 3194 sayılı İmar Kanunu’nda ve yönetmeliklerde tanımlanmamıştır. İmar durumu, genel olarak parselin imar mevzuatına göre yapılaşma hakkını gösteren resmi bir belge olup, bireysel işlem niteliğindedir. İdarece hazırlanacak bu belge de; yapılaşma özellikleri belirtilen parselde yapılabilecek yapıya ilişkin olarak parselin imar planı kapsamında olup olmadığı, varsa imar plan ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilen kat adedi, bina yüksekliği, bina derinliği, ön bahçe, arka bahçe ve yan bahçe mesafeleri, çatı meyilli, bina cephesi gibi hususlar rakam ve kroki ile gösterilmekte olup; ayrıca parselin yapılanma hakkı ile ilgili olarak başka mevzuatlar yönünden kısıtlılığı olması halinde bu kısıtlılık ve alınması gereken izinlerin belirtildiği ve hazırlanacak projeler açısından esas alınacak belgedir. İmar durumu, yapılaşmanın ana hususlarını gösterir nitelikte bir belgedir. İmar planları, ilan edilmesi gereken genel düzenleyici işlem niteliğinde olmasına karşın, İmar durumu imar planının bir parsele ilişkin yapılaşma koşullarını düzenleyen sadece ilgilisine verilmesi gereken bireysel işlem niteliğindedir. İmar durumu tek başına idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlemdir. İmar durumu belgesinin iptal edilmiş olması inşaat ruhsatını etkilemeyebilir. Önemli olan inşaatın imar kanunu, imar planı ve yönetmelik hükümlerine uygun olmasıdır. Ancak, imar durumu belgesi imar planına aykırı olarak düzenlenmiş, yapılan yapı da bu hatalı düzenlenen imar durumuna göre inşa edilmiş olması durumunda inşaat ruhsatı açısından kazanılmış hak durumu ortadan kalkar. Yapılan kısım ise idarenin bir işlemine göre yapılmış olduğundan kusur durumuna göre ortaya çıkacak zararın belediye veya mülk sahibine dağıtılması gerekir.

 

F.      Parselasyon İşleminin İptal Edilmiş Olması Halinde İnşaat Ruhsatının Durumu

3194 sayılı İmar Kanunu’na göre arazi ve arsa düzenlemesi ise, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyece, bu sınırlar dışında ise valiliklerce, imar hududu (plânı) içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazilerin malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın birbirleriyle, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirilmesi, bunları yeniden imar plânına uygun ada ve parsellere ayrılması, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtılması ve re ’sen tescil işlemlerinin yapılmasıdır. İmar planının yürürlüğünün devam etmesi ve sadece parselasyon planının iptal edilmiş olması durumunda inşaat ruhsatlarının bu durumdan etkilenmesi mümkündür. Parselasyon planının iptal edilmesi halinde bu tarihe kadar yapılan kısım kazanılmış hak olmakla beraber inşaatların durdurulması mümkündür. Çünkü yeniden yapılacak parselasyon işlemi ile inşaat yapılacak parselin durumunun veya inşaatın kütlesinin değişmesi muhtemeldir. Bu nedenle parselasyon planın iptal edilmiş olması inşaatları etkileyecektir.


G.    Af Yasaları Nedeniyle Ruhsata Bağlanan Yapılar Yönünden İnşaat Ruhsatlarının Kazanılmış Hak Durumu

Herhangi bir şekilde kaçak olarak yapılmış ve Af Yasası nedeniyle ruhsata bağlanmış olan yapıların, affa uğrayan kısımlarının doğal ömürlerini tamamlayıncaya kadar kazanılmış hakları bulunmaktadır. Ancak doğal ömürlerinin tamamlanmasından sonra yeniden yapı yapılmasının istenmesi durumunda ya da mevcut yapıya ilave bir kısım yapılmak istenmesi veyahut ilave kat yükseltilmesi yapılmasının istenmesi hallerinde, yapılacak bu kısımların yürürlükteki imar planına uygun olması gerekir. Dolaysıyla affa uğrayan kısımların üzerine yapılacak yapıların mevcut imar planına uygun olması gerekir.


H.    Çevredeki Yapılaşmalar Yönünden Kazanılmış Hak Durumu

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 20. maddesinde yapının uyması gereken hususlar sayılmış olup, bunlar arasında çevredeki yapılaşmalara yer verilmemiştir. Öyleyse çevredeki yapılaşmaların özellikleri yeni yapılacak bir yapı için kazanılmış hak teşkil etmez. Ancak imar planı ve yönetmeliklerin düzenlediği hususların dışında çevredeki yapılaşmalara uyumlu yapı yapılması mümkündür. Komşu parsellerdeki yapılaşmaların imar planına aykırı olması veya bu yapıların aftan yararlanmış olması yeni yapılacak yapı için emsal bakımından kazanılmış hak oluşturmaz. Kısaca hukuka aykırı olarak yapılan bir yapı ruhsatlı yapılabilecek bir yapı için emsal olmaz. Örneğin komşu parselde 3 metre yerine 2,30 metre çekmiş olması bitişik parselde yapılacak yeni yapının yan bahçe sınırından 2,30 metre çekeceği anlamına gelmez. Yeni yapılacak yapının yan bahçe mesafesinden 3 metre çekmesi gerekir.


I.        Ruhsat Müddeti Açısından Kazanılmış Hak

İmar Kanunu’nun 21. maddesine göre belediye veya valiliklerce verilen yapı ruhsatı süresiz değildir. Bu yapı ruhsatı alındıktan sonra iki yıl içinde yapıya başlanmadığı takdirde ruhsat hükümsüz kalır. Ancak burada, inşaata başlayamamanın nedeni, herhangi bir hukuki ve fiili imkansızlıktan kaynaklanıyorsa, ilgiliye yüklenebilecek bir kusur bulunmaması sebebiyle, ruhsatın hükümsüz sayılmaması gerekir. İmar mevzuatına göre ruhsat tarihinden itibaren iki yıl içinde inşasına başlanmayan veya başlanıp da her ne sebeple olunsa olsun başlama müddetiyle birlikte beş yıl içinde bitirilmeyen ve süresi için de ruhsat yenilemesi de yapılmayan yapılara verilen ruhsatın hükümsüz sayılacağı, ruhsatsız duruma düşen yapılar hakkında yeniden ruhsat alma tarihindeki yürürlükte bulunan plan ve mevzuat hükümlerinin uygulanacağı, ruhsat süresi içinde tamamlanması mümkün olmayan yapılar için ruhsat yenilemesinin beşinci yıl içinde yapılacağı, bu yapılar hakkında ise ruhsat alma tarihindeki yürürlükteki mevzuat hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 29. ve 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin 12. maddelerine göre inşaat ruhsatı alındıktan sonra inşaata başlama ve inşaatı bitirme için iki ve beş yıllık sürelere uyulmaması halinde verilmiş ruhsat geçersiz sayılmakta, yine bu maddelere göre yapı sahiplerine inşaata devam edip tamamlayabilmek için yeniden ruhsat alma ve yeni ruhsatın alınacağı tarihteki imar durumuna uyma zorunluluğu getirilmiş bulunmaktadır. “Yapı sahiplerince, başlanmış inşaatlarda müktesep hakların saklı olduğu”, şeklindeki cümleden, ilk kez alınan yapı ruhsatındaki yapılaşma haklarının kazanılmış hak olduğu gibi bir anlam çıkarılmaktadır. Ancak, başlanmış inşaatlarda, müktesep haklar, yani yapımına-inşasına başlanılan kata kadar olan kısım için, kazanılmış hakkın oluştuğu kabul edilmektedir. Örneğin, 11 katlı yapı ruhsatının 5 yıl sonra yenileneceği sırada imar planında kat adedi 5 kata düşürülmesi halinde, yapı sahibince inşaatına başlanılan kat seviyesine kadar olan kısmı için kazanılmış hakkı bulunmaktadır. Eğer, 8. kata kadar inşaat iskeletini oluşturan kolonları yapılmış ise, artık 8 kat için müktesep hak vardır. Yapının çevresinde olan yapılar 11 kat olarak yapılaşmış olsa bile, bu durum yapı sahibine değişen imar planındaki yeni kat adedini aşma hakkı vermez.


J.       İnşaat Ruhsatını Veren Makamca Geri Alınması (İptal Edilmesi)

İnşaat ruhsatlarının hatalı olarak verilmesi halinde ruhsatı veren makamca bu ruhsatın geri alınması ya da iptal edilmesi mümkündür. Bunun haricinde komşu parsel maliklerinin de idare mahkemesinde açacakları dava sonucunda da mahkemece ruhsatın iptaline karar verilebilir. Böyle durumlarda ruhsat sahibinin iyi niyetli olması halinde, bu kişinin yapmış olduğu masrafların ruhsatı veren idare karşılanması gerekir. Danıştay’a göre hatalı ruhsat sebebiyle oluşan zararların bu ruhsatı veren idare karşılanması gerekir. Karşılanacak zarar ise gerçek ve kesinleşmiş zarardır. İleriye dönük olarak yoksun kalınabilecek kar ve diğer zararların karşılanması mümkün değildir. Ancak kişilerin hatası, hilesi, yalan beyanı ile yok hükmünde sayılan bir işlem ile alınan inşaat ruhsatı kazanılmış hak kavramı dışındadır. Bu şekilde alınan ruhsat kazanılmış hak oluşturmaz. Dolaysıyla ruhsatın iptal edilmesi üzerine ruhsatı veren idarece herhangi bir zararın karşılanması da söz konusu olmaz.


K.    Taşınmaz Malikinin Değişmesi Halinde İnşaat Ruhsatlarının Kazanılmış Hak Durumu

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 20 ve devam eden maddelerine göre inşaat (yapı) ruhsatı verilebilmesi koşulları arasında malikin değişip değişmemesi gibi bir hususa yer verilmemiştir. Yapı ruhsatı için önemli olan imar planı ve yönetmelik hükümleridir. Maliklik durumu bir kişinin ancak kendisine yapı ruhsatı verilip verilmeyeceği konusunu ilgilendirmektedir. Yoksa taşınmaza (parsele) yapı ruhsatı verilip verilmeyeceği ile ilgili değildir. Bu durumda, parsel malikinin değişmesi halinde yapı ruhsatı iptal edilmeyecektir. Taşınmazın satılması halinde taşınmazı satın alan kişi imar haklarını da satın almış olmaktadır. Sadece yapı ruhsatının ruhsat sahibi kısmında düzeltme yapılır. Birden fazla malik olması durumunda, yapılanma hakkı ile ilgili olarak malikler arasında bir sorun çıkması ya da maliklerin birinin değişmesi ile ilgili olarak bir yargı kararı verilmesi halinde, ortaklar arasındaki uyuşmazlığın çözümlenmediği sürece inşaatın devamına izin verilmemesi gerekir. Belediyece inşaatın durdurulması için ortaklar arasında uyuşmazlığın çözümlenmediğinin geçerli bir belgeyle idareye sunulması gerekir. Bu belge bir mahkeme kararı olabileceği gibi daha önce yapılan anlaşmanın ya da muvafakatin feshedildiğine dair bir belge de olabilir.


Kaynakça

Anayasa Mahkemesi, E.1985/11, K.1986/29, T.11.12.1986 XE "Anayasa Mahkemesi, E.1985/11, K.1986/29, T.11.12.1986”, R.G. Tarihi: 18 Nisan 1987, S:19435.

Halil KALABALIK, a.g.e, s.220-221.    

Danıştay 6.D, E.2002/1112, K.2003/3262, T.26.5.2003 XE "Danıştay 6.D, E.2002/1112, K.2003/3262, T.26.5.2003”, bkz.s:158.

Danıştay 6.D, E.1986/1054, K.1987/386, T.16.04.1987 XE "Danıştay 6.D, E.1986/1054, K.1987/386, T.16.04.1987”.   

İlhan ÖZAY, Günışığında Yönetim, İstanbul, 1996, s.491.   

Muhittin ABAMA, Açıklamalı-İçtihatlı İmar Kanunu Mevzuatı ve Uygulaması, Ankara, 1992, s.70.    

Mustafa YILMAZ, a.g.e, s.90.   

Celal KARAVELİOĞLU, İmar XE "İmar” Kanunu ve Mevzuatı, c.1, s.916.    

Danıştay 6.D, E.1994/581, K.1994/3762, T.25.10.1994 XE "Danıştay 6.D, E.1994/581, K.1994/3762, T.25.10.1994”.

Cafer ERGEN, Veli BÖKE Kaçak Yapı, İkinci Baskı, 2006, Ankara, Seçkin Yayınevi.

Cafer ERGEN, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri, İkinci Baskı, 2006, Ankara, Seçkin Yayınevi Y.9.D., 26.11.1982, E. 1982 / 8329, K. 1982 / 9353.

Anayasa Mahkemesi, 03.04.2001 gün, E. 1999/50, K.2001/67.

DİBKK., 14.06.1989, E. 1989/1-2, K. 1989/2

Avrupa Topluluğu ve İdari Yargı, İbrahim Kabaoğlu, Argumentum, Y.3, S.29, s.303

Yrd.Doç. Dr. Yücel Oğurlu, İdare Hukukunda Kazanılmış Haklara Saygı ve Haklı Beklentiler Sorunu, Seçkin Yay., Ank. 2003, s.221

 

37 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Yazı: Blog2 Post
bottom of page